
Kendisinin Ne Olduğunu ve Neyi Olduğunu Bilen Sanatçı
ÇAYKOVSKİ (Piyotr İlyicTchaikovsky)
Çaykovski’yi tanıtabilmek için birçok söz akla gelebilir; klasik Müziğin ünlü dehası, Rusyanın yetiştirdiği ve büyüklüğü dünyaca kabul edilen usta besteci denilebilir.
En ünlü ve sevilen klasik müzik bestecileri sıralamasında önde gelen isimlerden biri olduğu itirazsız kabul edilecektir müzik severlerce. Dirilişin bir diğer adı olan bahar mevsiminin dünyaya armağanlarından biridir Peter İlyiç Çaykovski.
Ural Dağlarının eteklerinde bir maden kenti olan Votkinski’de 7 Mayıs 1840 yılında dünyaya geldi. Tarih onun yetiştiği bu döneme romantik dönem adı verecektir daha sonraları.
O dönem Rusya’ya baktığımızda; devlet okullarındaki yetersizlik nedeniyle aristokrat sınıfa mensup ya da varlıklı toprak sahibi ailelerin çocuklarını özel öğretmenler tutarak eğitmelerinin moda olduğunu görüyoruz ve yine bu ailelerin, çocuklarına müzik, dil ve bunun gibi özel yetenek gerektiren dersleri aldırmaları neredeyse bir yaşam biçimi olmuştu.
Varlıklı bir ailenin çocuğu olan Çaykovski de kız kardeşleriyle birlikte, özel öğretmenler tarafından, iyi bir eğitim alma şansına sahip olarak büyüdü. Çok küçük yaşlarda müziğe olan yeteneği, mürebbiyesi tarafından keşfedilse de babasının müziğe olan ilgisizliği nedeniyle yeterince gereken desteği bulamadı. Güzel şarkı söyleyen, müzikten anlayan, iyi piano çalan bir çocuk olarak kabullenildi. Yarı Fransız olan annesinden Fransızca, mürebbiyesinden ise iyi derecede almanca öğrenerek ilerde sürecek olan eğitim yıllarına hazırlanması sağlandı.
14 yaşında, çok bağlı olduğu annesini kaybetmesi, ömrünün sonuna kadar sürecek mutsuzluğunun nedenlerinden biri olacaktı. Eğitimine devam ederek Petersburg hukuk okuluna başladı. 1859 yılında bu okulu bitirip, adalet bakanlığında birinci dereceden memur oldu
Yeteneğin birçok tanımı vardır. Bunlardan biri de: “İnsanın kendisinin ne olduğunu ve neyi olduğunu çok iyi bilmesidir” şeklinde yapılan tanımlamadır.
Çaykovski yi dünyaya kazandıran an “Kendisinin ne olduğunu ve neyi olduğunu” çok iyi anladığı, fark ettiği andır. Bu anı yakalayan Çaykovski böylece kendini varetmek gücünü buldu.
Okul yıllarında o dönemin ünlü isimlerinden piano dersleri almasına rağmen, o isimlerce besteciliği henüz keşfedilmediği halde kâğıda dökmeğe cesaret edemediği polka ve valsleri doğaçlama çalabildiğini biliyordu ve yeteneğinin engel tanımaz dürtüsüyle, ani bir kararla memuriyetinden istifa edip, 1862 de yeni kurulan Petersburg konservatuarına girdi, burada çok başarılı bir öğrenim hayatından sonra, gümüş madalya ile ödüllendirildiği diplomasını alarak mezun oldu.
Ünlü yönetmen ve kompozitör Rubinstein’nın kurduğu Moskova konservatuarında armoni öğretmeni olarak çalışmaya başladı ve ilk operası olan voyvodayı besteledi. Çalıştığı kurumda besteleri Rubinstein yönetiminde seslendiriliyordu artık.
Kış rüyaları isimli eserinin çalışmaları esnasında ağır bir depresyon geçiren Çaykovski daha sonra Romeo ve Juliet fantezi uvertürünü hazırladı. 1872 den 1876 yılına kadar Russky Viedomosti yayın organında müzik eleştirmenliği yaparak, yazılar yazdı.
1875 Yılında aşırı stresten tekrar bunalıma giren Çaykovski, 1876’da Vich’de tedavi olduktan sonra, 1877 yılında hayatının hatası olarak kabul edilen evliliğini yaptı. Hakkında çıkan eşcinsel eğilimleri olduğu yolundaki dedikoduları önlemek için yapılan bir evlilik olduğu rivayet edilen, hayranlarından biri olan genç bir müzik talebesiyle yaptığı bu evlilik dokuz hafta sürmüş ve boşanamadığı eşi ile bir daha bir araya gelmemek üzere yolları ayrılmıştı.
Çaykovski’ninYaşamını paylaşan ilginç kişilerinden biri Madam Von Mecktir. Varlıklı ve 11 çocuklu bir dul olan Von Meck genç müzisyenlere maddi olarak destek veren ( Burs) bir müziksever olarak, 1878 yılında Çaykovskiyi keşfetmiş, onun özel yaşamında önemli yerini almıştı.
İlişkileri birbirlerine sürekli yazdıkları mektuplarla sürdü. Madam Von Meck karşılıklı görüşmemeyi şart koşmuştu; vereceği maddi destek için. Ayrıca öğretmenlikten ayrılıp kendini tamamen bestelerine vermesini istedi Çaykovski’den. Von Meck’in desteği ve mektuplaşmaları 1890 yılına kadar sürecekti.
1875’de 1.Piano Konçertosu, 1876’da Kuğu Gölü balesi ile ünlenen Çaykovski; 1879’da en ünlü operası Yevgeni Onegin’i besteledi.
Amerika da dizi konserler vererek orkestra yönetmenliği yapan Çaykovski kısa bir turneden sonra Moskova yakınlarında bir ev alarak orada beste çalışmalarını sürdürdü. Vasiyetim dediği Requiem’i sayılan Pathetick senfoniyi besteledi ancak eserinin beklediği ilgiyi görmemesi sanatçıyı derin bir üzüntüye sürükledi.
Ölümü hakkında üç rivayet vardır. Annesini koleradan kaybettiği için 1893 yılında ki kolera salgını sırasında bilerek kaynatılmamış suyu içmesi ve tedaviyi kabullenmeyerek, ölmeyi tercih etmesi. Diğer bir söylentiye göre ise soylu birinin yeğeni ile aşk yaşadığı için ya zehirlendiği ya da kendisinin arsenikle ölümü seçtiği şeklindedir.
Kendi doğasında bulunan potansiyel yeteneğinin en yüksek ölçülerde açığa çıkabileceğine
Örnek gösterilebilir bir yaşam sürmüştür Çaykovski.
Ne müziğe duyarlı olmayan babasının ilgisizliği, ne de toplumun farklı değer yargıları ile olan duygusal mücadelesi mani olamamıştır Çaykovskinin başarısına. İnsanın kendisinde bulduğu o bir şeyi yapabilme gücünün önemli temsilcilerinden biridir.
7 Mayıs 1840 yılında bir bahar günü Dünyaya gelen Peter İlyiç Çaykovski, 1893 Yılının kasım ayında Petersburg Kentinde yaşama veda etti.
Eserleri: sekiz senfoni, on bir opera, üç bale, üçü piyano, biri keman olmak üzere dört konçerto, üç yaylı dördül, en ünlüsü Andante Cantabile (1. yaylı dördülün ağır bölümü) olan çeşitli oda müziği eserleri bestelemiştir.
(kaynak: wikipedia.org)
Sedef Kandemir 2008
Her Şeye Karşın Dergisi 7.Sayı