
DüşGünlüğüm
Bireysel bir ayrıntıya düşmüştüm tam ortalık yerinde düşümün. Neyse ki derin bir kâbusun eşiğinde durup, kaybolmadan döndüm gece yarısı.
“ Kaç kere kırılır bir hayal?” Diye sayıklıyormuşum, kaç mevsime sığar onca acı? Diye basit sorular geçiriyormuş içim. Tuhaf tuhaf bakınıyormuşum sağa sola, bir yanım tanımadığım kişilerle çevrilmiş. Bir yanım hükmünü sürdüren kış kadar üşüyormuş, bunu hatırlıyorum.
"Açık kalmış bir yanın" diye yorumlanacağım diye de acıyordum halime. Rüyalarımın böylesine bir haksızlığa uğramaması için kendimi bu düşüme adamaya karar verdim.
Önüne geçebilirim tüm saldırıların dedim ve üstüme bir cesaret geldi. Cesaret; düşlerimi yalnız bırakmayan hayali düş yorumcumun şekliyle çıkageldi. “Tüm bunlar olurken aklın neredeydi?” diye soruyordu…
“Hangi aklın havsalası alır?” diye hemen sordum misilleme olarak. “Düşün!”…
Hangi bir şeyi düşüneyim? Yığıldıkça yığıldı aklıma her şey. Ülkeyi mi, Çevreyi mi neyi düşüneyim? Yoksa sadece kendimi mi? Dünyayı mı? O hala dönüyor. Buna sevinmek mi, Endişelenmek mi gerekir? Hiçbir şey bilmiyorum.
Gözümde geçen gün gördüğüm bir fotoğraf canlanıyor. Birisi bıçaklamış birini ve başında bağırmış; “Seni içimden öldürmek geldi” diye, öyle yazıyordu altında fotoğrafın. İnsanlar olanı biteni seyretmişler. Biri ölmüş, öbürü ellerini yıkayıp polise teslim olmuş. “ Namus” diyorlarmış bu türlü öldürme haklarını savunmak için.
Sonra annemi gördüm ansızın, annem; " Bu kadar çok hayal kurma! " diyordu bana. Hayal kuranları tedavi etmek için topluyorlarmış. Başıma böyle bir şey gelmemesini istemek onun hakkıydı tabii. Herkes, kendi inandığı doğru çizgiler üzerine basa basa ilerliyorlar hayatının sonuna doğru.
Herkes haklı; kendilerini inandırdıkları doğruları savunmaya şartlamışlar bir kere. Doğrularıyla birilerinin hayatını mahvedecek de olsalar kararlılar. İnsanlar birilerinin onlara gösterdiği çizgileri değiştirmeyi akıllarına bile getirmiyorlar. Kime sorsam bu düşümde haklıyım diyor.
Kalabalığa doğru sesleniyorum,” Haksız olan kaldırsın elini! “ diye. Hiçbir tepki gelmiyor. “Tepkisiz şeyler ne olacak” diyorum içimden. Aynı anda kâbusumun birden harekete geçtiğini hissediyorum; yine aynı boğulma duygusu boğazımdan yakalıyor beni.
“ Sonuca ulaşmalıyım! ” diye fısıldıyorum kendime. Düş bastırıyor, ben bastırıyorum, elimde bir kağıt var.
Yazılarını tam olarak seçemediğim bir belge bu; “Hükmüne Varılmıştır” yazıyor altında
“ Bu Ülkede Tüm Hayaller Yasaklanmıştır”
Gözlerime inanamıyorum, “ Gerekçe ne, gerekçe? ” diye söyleniyorum, kimse duymuyor.
Yazının hemen altına koskocaman bir damga vurulmuş, soğuk damga…
Sonra, kâbusumun boş bir anından yararlanıp, ansızın uyanıyorum.
Sedef Kandemir 2010