KAPİTALİZME KUŞBAKIŞI

İçinde yaşayan nüfusun yoğunluğu ve süren canlılığıyla Facebook oldukça çekici bir ortam oluşturuyor. Yeni tanıştığımız birine ilk sorularımızın başında “Face’in var mı? O zaman beni ekle” falan diyoruz. Arkadaşlarımızla, dostlarımızla buluştuğumuz adres oldu Facebook.

İletmek istediğiniz paylaşımlarınızı daha fazla insana ulaştırabilme, uzakta bulunan yakınlarımızla anlık iletişim, ( başıma geldiği gibi ) gerçek yaşamda karşılaşmanıza imkân kalmayan çok eski dostlarla karşılaşabilme, en önemlisi de sizin gibi düşünen, hisseden insanların var olduğunu görebilme şansını sağladığı düşünülürse ‘Face’olumsuz bir yer değil. İnsanların düşünce özgürlüğünü iyi kötü yaşamaya çalıştıkları bir alanı sağlaması ise hiçbir şekilde olumsuz değil;  hatta en olumlu yanı diyebilirim. Bunun kimilerini neden tedirgin ettiğini hiç anlamış değilim.

Facebook’un kalabalığı, birçok siteyi kendisine çekerek, burayla bağlantı kurmasına neden oldu biliyorsunuz. Bunların bir kısmı oyun sitelerinden oluşuyor. Listemdeki bazı arkadaşlarımın bu oyun uygulamalarına beni de davet etmeleriyle, önce merak edip, sonra heveslenip birkaç oyuna katıldım. Bunlar; şehir kurmak, çiftlik kurmak vs gibi uzun süreli, oyalayıcı, ciddi vakit kaybına neden olan oyunlardı. Belli bir vakit kaybından sonra, sadece haftanın belli bir günü, işsiz güçsüz olacağım bir zaman diliminde bu oyunlarla oyalanma kararı aldım. Ancak “Empires& Allies – İmparatorluklar ve Müttefikler” başlıklı bir oyun daveti aldığımda işler değişti.

Bu oyun, adından da anlaşılacağı gibi size şehir, çiftlik kurmak gibi vıdı vıdı işlerin dışında farklı bir dünya kurmanızı sağlıyor. Bu oyuna başladığınızda üzerinde ağaçlar bulunan, etrafı denizle çevrili bir kara parçanız, bir çiftlik binanız ve bir kışlanız zaten hazır. Yapacağınız şey; minik, küçük binacıklardan oluşan kışlaları çok ucuza almak (oyun parası, gerçek değil) ve askercikler üretmeye başlamak. Bol bol ucuza piyade ve harbiyeli askercikler üretiyorsunuz, ayrıca topçular ve tankçılarda çok ucuz. O kadar çok üretme olanağınız var ki; oyun icabı girişeceğiniz bir savaşta sayılarının eksilmesi umurunuzda olmuyor. Oyunun ilerleyen aşamalarında, daha güçlü, daha öldürücü silahları üreteceğiniz muhteşem yapılar kurma olanağı veriliyor size. Bunlar oyun parası ile satın alınabildiğinden, önce birkaç çiftlik kurup, ürün yetiştirip, toplayarak para kazanıyorsunuz, hepsi bir tıklamayla oluşuyor.

Silah üreteceğiniz fabrikaları, tersaneleri, hangarları oluşturmak ise üç tık.

Görüntünün daha estetik, daha insani olması gerektiği düşünülerek, şirin, sevimli, modern yapı objelerine de yer verilmiş. Yollar, ağaçlar, elektrik direkleri, zafer takları, askerlerin çalıştırıldığı platformlar, gözetleme kuleleri, geçiş kontrol kapıları, radarlar ve zafer kazanmış liderlerin heykelleri, bunları sevimli göstermek için çiçek tarhları dahi düşünülerek hazırlanmış bir sürü objeye hep bir tıkla ulaşabiliyorsunuz. Oyunun üçüncü gününde ilk imparatorluğunuzu oluşturabilecek görüntü karşınızda.

Bir sürü askerciğiniz, bir sürü uçağınız, geminiz, tankınız, topunuz hazır. Üç – beş dekoratif yapıyla da süslediğiniz adanızı artık kuş bakışı, keyifle seyredebilirsiniz. Meclis binanız, hazine binanız, federal mahkeme binanız, birleşmiş milletler binanız, milli arşiv binanız, silahları güçlendirme çalışması yapan muhtelif bina çeşitleriniz her şeyiyle elinizin altında. Bunlar, oyuna her giriş çıkışta belli sürelerde size para da kazandırıyor. Aralarında en az kazanç getiren bina; meclis binası. Oyunun başarıyla sürmesi için devamlı toprak satın almanız gerekiyor. Bunun için savaşma zorunluluğu var. Arkadaş listeleriniz işte bu anda devreye giriyorlar. Arkadaşlarınız ne kadar çoksa, işgal edip kazanç sağlayacağınız alanda o kadar çok demektir. Oysa oyunda arkadaşlar müttefikleri oluşturuyor, ancak müttefikler işgalimizden kaçınamıyorlar. Çünkü daha güçlü silahlar, savaş uçakları, savaş gemileri yapmak petrole ve maden kaynaklarına bağlı. Petrol kuyuları alıp, paramız yettiğince petrol üretmemiz lazım. Bu kuyular pahalı, kendimizin ki yetmeyince müttefikimizi ziyaret edip, onun beş işlemine yardımcı olup, bir iki petrol objesi kazanabiliriz. Haliyle bu da yetmeyeceğinden, müttefikimizin işgali kaçınılmaz oluyor.

İşgaller eğlenceli ve başarıyla sonuçlanıyor. Arkadaşınıza ileti gönderip, usuldan dalga geçebilirsiniz; “hah hah hah nasıl da yendim ama” gibisinden… İşgali püskürtmek de kolaylaştırılmış. Sizin işgalinizden kısa bir süre sonra ‘falanca arkadaş, filanca arkadaşı başarıyla püskürttü, ağzının payını verdi’ diye bir duyuruyla hemen karşılaşıyorsunuz;

Bu işgallerden korunmak için dokunulmazlık alınabiliyor. Kendi halinde oynamak isteyip de kimseye bulaşmayanlar ise oyunun içinde yaratılan, korkunç görünümlü komutanların işgaline uğrayıp, yine de savaşmak zorunda. Bu yüzden, silah üreten yapıları kurmak, üretmek ve sürekli savunmada olmak durumundalar, kesinlikle savaştan kaçarları yok.

Dokunulmazlık alanların ise bir zaman sonra can sıkıntısından oyundan uzaklaşmaları kaçınılmaz oluyor. İşgal etmemek için direniş gösterenlerin ve sadece imparatorluklar arası ticari alışverişlerle gelişip, güzelleşeceğini düşünenlerin silah üretmek zorunda kalmaları ayrı bir ironi oluşturuyor.

 

Kendimi bu oyunla haşır neşir bulduğumdan bu yana kaybettiğim zamanı düşünmeye ancak vakit bulabildim. Oyun icabı bir kara parçasının üstünde faremle dolaşmak, üstündeki vahşi doğayı temsilen yapılmış tüm ağaçları bir tıkla silmek, yerine kışlalar, hangarlar, silah fabrikalarıyla donatmak, beş dakikada üreyen askerleri, silahları depolamak, işgalden işgale gitmek, püskürtülmek, korkunç yüzlü komutanların işgaline karşı koymak, bu yüzden çiftlik ürünlerinden kazandıklarımla ve göçmenlerden aldığım kira gelirleriyle yaptığım onca pahalı silahın, uçağın, geminin bir tıkla imhası, bunları yerine koymak için yeniden üretmek… Sonu gelmeyen bir büyüme içinde sürekli sömürgelerimin olması zorunluluğu vs. vs…

Büyümesini kendi oluşturduğu savaşlarla sağlayan, insan hayatını zerre kadar umursamayan bir oyunun içinde yer almaktan artık sıkıldım. Bir tıkla kurtulacağım bu uygulamadan. Canıma tık dedi artık kapitalizmi bu kadar yaşanır, bu kadar içimde hissettiren bu oyun… Çıkıyorum oyundan

Sedef Kandemir – 2011

Sedef Kandemir
Bence Exclusive
Anasayfa | Özgeçmiş | Öykü | Deneme | İletişim
Copyright © Sedef Kandemir 2010
Mevsimsiz